• Dolar döviz kuru 3.6662
  • Euro döviz kuru 4.3279
  • HABERLER
  • ADALAR
  • ‘Açık Stüdyo, sanatçıyı özgürleştiriyor’

‘Açık Stüdyo, sanatçıyı özgürleştiriyor’

Açık Stüdyo Günleri’nde üretim ortamlarını sanatseverlere açan Adalı sanatçılar, “Açık Stüdyo Günleri, sanatçıyı galeriye mahkum bırakmaktan kurtarıyor, özgür kılıyor...” diyor

‘Açık Stüdyo, sanatçıyı özgürleştiriyor’

 Aysel Kılıç
Çeşitli dallardan sanatçıların üretim ortamlarını ziyaretçilere açtığı Açık Stüdyo Günleri, bu yıl 32 mekanda, 7-9 Ekim tarihlerinde gerçekleştirildi. Koordinesini sergi yöneticisi Juliane Saupe ve sanatçı Deniz Beşer’in üstlendiği Açık Stüdyo Günleri, kar amacı gütmeyen, sponsorsuz bir sanat etkinliği olması açısından oldukça önemli.  Resim, heykel, fotoğraf, enstalasyon, tekstil,  performans ve video gibi alanlardan 46 sanatçının katıldığı etkinlik, ziyaretçileri sanat üretimi yapanlarla aynı atölyede buluşturarak onları üretim sürecine dahil ediyor.  Kapitalizmin  ‘ulaşılmaz’ kıldığı sanata böylece dileyen herkes ulaşabiliyor.

Açık Stüdyo Günleri’nde üretim ortamlarını sanatseverlere açanlar arasında Adalı Sanatçılar, Gül Bolulu, Fatma Sağ Tunçalp, Ali Alizade, Deniz M. Örnek de vardı.  Adalar Gerçek Gazetesi’ni temsilen ben de Büyükada’da yaşayan 4 sanatçının kapısını tek tek çaldım. Ziyaret ettiğim ilk yer, Çınar Caddesi’nde bulunan Fatma Sağ Tunçalp’ın atölyesiydi.

Fatma Sağ Tunçalp,  farklı disiplinleri bir arada kullanan; deneysel çalışan; seramik çamuru/toprak, çimento, kağıt, metal, ip, kumaş gibi farklı malzemelerden yararlanan; kendine has teknik ve formüller araştıran çağdaş bir sanatçı. Çalışmalarında yaşam, ölüm, ölümsüzlük arayışı, isyan, mücadele, yenilenme, yeniden doğma ile birlikte aidiyet, göç, umut, yozlaşma, yabancılaşma, bozulma, çürüme gibi kavramlara odaklanmış. Fatma Sağ Tunçalp, Açık Stüdyo Günleri’ne 2. kez katılıyor.  Tunçalp, bu organizasyonun önemine  dikkat çekiyor.

“SANATÇIYI DAHA ÖZGÜR HİSSETTİRİYOR”

“Açık Atölye/Stüdyo organizasyonları; sanatçının çalışmalarını kendi atölyesinde sergileme; izleyici ile yine kendi atölyesinde; çalışma ortamında buluşma; tanışma; sohbet etme fırsatı sunan; ticari amaç gütmeyen; sanatçıların görünürlüklerine katkıda bulunmayı hedefleyen etkinliklerdir. Yeni, genç, çağdaş sanatçıları destekleyen pek çok galeri mevcut olmakla birlikte; bunlar hem sayıca yetersiz kalıyor; hem de kendi ortamında ve kendi koşullarında izleyici ile direkt ilişki içerisinde olmak sanatçıyı daha özgür hissettiriyor” diyor ve ekliyor “Atölyeye bu üç gün boyunca pek çok ziyaretçi geliyor. Yeni insanlarla tanışıyoruz; sohbet ediyoruz. Bazı ziyaretçilerimiz İstanbul’dan sadece atölyelerimizi gezmek için özel olarak geliyorlar; bazı ziyaretçilerimiz de adalardan oluyor. Yazın kalabalığının çekilmesiyle birlikte boşaldığını düşündüğümüz Büyükada’da, bu ayda dahi bu yoğunlukta insanın sanatla ilgili olması  çok güzel.”

GÜL BOLULU’NUN ÖZGÜN ATÖLYESİ’NDEYİM

Kapısını çaldığım ikinci mekan ise, tekstil sanatçısı, akademisten Gül Bolulu’nun Özgün Atölye’si idi. Halı tezgahı, kumaş tezgahı ve Bolulu’nun özel tasarımları karşılıyor beni. Sadece bu da değil, sıcacık renklerle örülen dokumaların içinde sıcak bir sohbet ortamının içinde buluyorum kendimi.

Geçtiğimiz yıl da Açık Stüdyo Günleri’ne  katılan Bolulu,  sanatçıların atölyelelerini ziyaretçilere açmasının önemini anlatıyor: “Açık Stüdyo Günleri’nden çok keyif alıyorum. Çünkü, ürettiğim alanı tezgahımla, çalışma masamla, malzemlerimle, mutfağımla, bahçemle, evdeki herşeyimle  ziyaretçileri açıyorum. Bu paylaşım motivasyonumu da arttırıyor.  Ziyaretçiler,  başta çekinerek eve, atölyeye giriyor ama ortamını gördükten sonra çok daha rahatlıyorlar, sohbetlerimiz de çok daha güzel, çok daha samimi oluyor.  Gelenler, kumaş ve tekstile ilişkin görüşlerini benimle paylaşıyorlar, sanata sevgilerini anlatıyorlar, bunlar çok değerli şeyler. Zaten, paylaşmayı sevenler,  atölyelerinin, evlerinin kapılarını açıyorlar. Paylaşmayı sevenler sanatçıları ziyaret ediyor.”

“GALERİ SANATÇIYI MAHKUM EDİYOR”

Gül Bolulu’nun altını çizdiği bir sorun da vardı: Sanatı ve sanatçıyı kısıtlayan galeriler. “Açık Stüdyo Günleri’nin benim için en önemli yanı kimseye ihtiyaç duymadan çalışmalarımı paylaşıyor olmamdır. Sanatçının galeriye ihtiyaç duymaması çok önemli. Çünkü galeriler, sanatçıyı üretim konusunda kısıtlıyor, zorluyor... Açık Stüdyo, sanatçıyı galeriye mahkum bırakmaktan kurtarıyor, özgür kılıyor..."

ÖĞRENCİLERİ DE ORADAYDI

Gül Bolulu’nun öğrencileri de gelen ziyaretçiler arasındaydı.  Öğretim görevlisi Hüseyin Emre Birinci Bolulu’nun hem eski öğrencisi hem de Marmara ve Arel üniversitelerinde çalışma arkadaşı. Birinci, “Teori ve pratiğin buluştuğu bir mekanı görmek benim için çok önemli.  Burada daha farklı bir gerçeklikle karşılaştım.  Hocamızı, atölyesinde ziyaret ettiğim için  mutluyum” diyor.

Tekstil, lif sanatı, dokuma alanından özgün çalışmalar yapan Bolulu, Adalar Müzesi’nde sergilediği “ Sürgün Kayıkları” ile ismini duyurmuştu. 

Heykel, disiplinler arası sanat dalında çalışmalar yapan Ali Alizadeh ve Deniz M. Örnek de Büyükada’daki evlerinin, atölyelerinin kapılarını halka açan sanatçılar arasındaydılar.

Büyükada, Taksim, Cihangir, Kurtuluş, Beyoğlu, Galata, Karaköy, Teşvikiye, Kadıköy’de bulunan ev, atölye ve sanat alanlarında yapılan Açık Stüdyo Günleri; Türkiyeli sanatçıların haricinde İngiltere, Hindistan, Amerika, İran, Fransa ve Bulgaristan’dan gelen sanatçıları da ağırladı.


 

                                          (   Gül Bolulu ile Açık Stüdyo Günleri hatırası....)

 

 

 



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.