• Dolar döviz kuru 3.8506
  • Euro döviz kuru 4.5201

Açık Stüdyo sanatçıyı özgürleştiriyor…

Açık Stüdyo Günleri’ne katılan Adalı sanatçılar, galerilerin sanatçının özgürlüğünü kısıtladığını ve emeğini sömürdüğüne dikkat çekti.

Açık Stüdyo sanatçıyı özgürleştiriyor…

ADALAR GERÇEK / Çeşitli dallardan sanatçıların üretim ortamlarını ziyaretçilere açtığı Açık Stüdyo Günleri’nin 3’üncüsü bu yıl, 7-9 Ekim tarihlerinde gerçekleşti. Koordinesini sergi yöneticisi Juliane Saupe ve sanatçı Deniz Beşer’in üstlendiği Açık Stüdyo Günleri, kar amacı gütmeyen, sponsorsuz bir sanat etkinliği. Resim, heykel, fotoğraf,  performans ve video gibi alanlardan 46 sanatçının katıldığı ve 32 sanat atölyesini kapsayan etkinliğin en önemli özelliği belki de ziyaretçileri sanat üretimi yapanlarla aynı ortamda buluşturması oldu.

Beyoğlu, Cihangir, Kurtuluş, Galata, Karaköy, Teşvikiye, Kadıköy’ün ardından Açık Stüdyo Günleri, bu yıl rotasına Büyükada bölgesindeki atölyeleri de dahil ederek genişledi. Açık Stüdyo Günleri’nde Büyükadalı sanatçılardan Gül Bolulu, Fatma Sağ Tunçalp, Ali Alizadeh ve Deniz M. Örnek de ev ve atölyelerini ziyaretçilere açtı. Üç gün süren etkinlik boyunca başta Adalılar olmak üzere ziyaretçiler tek tek 4 atölyeyi ziyaret etti ve sanatçılarla sohbet etme fırsatı yakaladı.

Adalar Gerçek Gazetesi olarak biz de hem atölyeleri gezip, sanatçıların sanatını yerinde görme fırsatı yakaladık hem de sanatçılara Açık Stüdyo’nun önemini sorduk. İlk ziyaretimiz Tekstil, Lif Sanatı, Dokuma Atölyesi’nde konuklarını ağırlayan Gül Bolulu’ya oldu.

Bolulu Açık Stüdyo ile tanışmasını şöyle anlatıyor:  “Açık stüdyoyu duymam çok eskilere dayanıyor. Yurt dışında yaşayan arkadaşlarım, oradaki açık atölye çalışmalarından bahsediyorlardı ve bu çok hoşuma gidiyordu. Özellikle adalarda bu tarz bir çalışmayı yapmayı hep çok istemiştim…  Adalarda çok sanatçı var. Sanatçıları toplayıp açık stüdyo günleri düzenlemek düşüncesindeydim ki sonra karşıma bu fırsat çıktı. Ben ve diğer üç sanatçı arkadaşım, atölyelerimizin kapısını halka açtık.”

“GALERİ, SANATÇIYI SÖMÜRÜYOR”

Bolulu, Açık Stüdyo’nun önemini şu cümlelerle ifade etti: “Sanatçılar artık sergi açmaktan çekiniyor.  Çünkü galeriler eskisi gibi değil; maddi anlamda sanatçıyı çok sömürüyor. Sergiyi açtıktan sonra, satışlardan yüzde 50 oranında bir pay alıyor ve sanatçıyı, sanatı üzerinde yönlendirmeye çalışıyor. Artık günümüzde çoğu sanatçı bundan  dolayı galerilerden uzaklaştı.  Bu anlamda Açık stüdyo çok önemli.  Çünkü Açık stüdyo,  atölyelerin sergi alanı olmasını sağlıyor.  Hem böylece sanatçının yaşadığı alanı da görmüş okuyorsunuz. Paylaşımı büyütüyorsunuz… Açık stüdyonun zamanla tüm Türkiye’ye yayılacağını düşünüyorum.”

“SANATÇIYA ÖZGÜRLÜK SAĞLIYOR”

İkinci ziyaretimiz Fatma Sağ Tunçalp’e idi. Resim, heykel,  seramik, video dallarında yaptığı üretimin kapılarını ziyaretçilerine açan Sanatçı, Açık stüdyonun önemini şöyle dile getirdi:

“Açık stüdyo, galeri ve müzeler aracı olmadan sanatçının kendi çalışmalarını kendi atölyesinde sergileme ve izleyiciye ulaştırabilme imkanı sağlıyor.  Açık stüdyonun o aracı ortadan kaldırması, sanatçıya özgürlük sağlıyor.  Özellikle genç sanatçılar için, farklı disiplinlerde çalışan sanatçılar ve satış kaygısı gütmeden çalışanlar için çok büyük avantaj.  Öte yandan insanlar atölyenin nasıl bir şey olduğunu çok fazla bilmiyor. Sanat, sadece galeride sergilenen bir obje gibi algılanıyor. Ama gerçekte öyle değil.  Sanat atölyeyle bir bütündür. Atölye ise özel bir alandır, gizemli bir alandır; sanatçı oraya kapanır, orada üretimini yapar. Kimi zaman coşku, kimi zaman üzüntü,  kimi zaman mutlulukla sanatını yapar… Açık atölye, böyle özel bir alanın halka açılmasını sağlıyor. Bu çok önemlidir.”

“GALERİ SANATÇIYI KISITLIYOR”

Fatma Sağ Tunçalp’e ziyaretimizin ardından heykel sanatçısı Ali Alizade’nin kapısını çaldık. Alizade, 16 yıldır boğa heykelleri yapıyor. Son 5-6 yıldır da “geleceğin fosilleri” üzerine çalışıyor. İran’da okuyan sanatçı, şu an Mimar Sinan Üniversitesi’nde heykel üzerine yüksel lisans yapıyor. Ali Alizade de diğer meslektaşları gibi Açık Stüdyo Günleri’nin sanatçı ve halk için önemli olduğunu vurguluyor.

“Açık Stüdyo Günleri, ziyaretçiye sanatçının yaşadığı alanı daha yakından görme fırsatı veriyor. Bu hem ziyaretçi hem de sanatçı için oldukça ilginç. Burası hem yaşadığım alan hem de sanatımı icra ettiğim yer.  Ziyaretçiler, hem hayatlarımızı hem de nasıl bir sanat yaptığımızı yerinde görüyor. Bir galeride yaptığın işi, sanatı anlatman zor ama burada ziyaretçiye sanatını nasıl yaptığını birebir göstererek anlatabiliyorsun, bu çok güzel ve önemlidir.  Ayrıca açık stüdyo kapsamında sanatçı, sergisini istediği gibi düzenleyebiliyor. Galeri de böyle bir şansınız yok. Galeri, ben bunu sergileyebilirim, şunu sergileyemem, diyor. Oysa açık atölyede sanatçı, istediğini yapmakta özgür.”

“SANAT GALERİYE SIĞDIRILAMAZ”

Son ziyaretimiz disiplinlerarası çalışan Deniz M Örnek’in atölyesine oldu.  Örnek, açık stüdyoyu “samimi bir alan” olarak tanımladı:

“ Sanatçı, atölyesinde üretim yaparken bir sürü psikolojik, fiziksel savaş veriyor. Bu nedenle atölyeler, sanatçının özel alanıdır. Ve bu özel yerin kapısını hiç tanımadığın insanlara açıyorsun. Ötesi yok. Aslında bir tarafıyla çılgınca bir şey. Her sanatçı kapısını açmak istemez” dedi ve ekledi: “Galeriye de hiç sıcak bakmıyorum. Bu zamana kadar galeriden hep uzak durdum.  Sanatımı sokakta sergiledim. Çünkü galeriye herkes girmiyor. Galeri sadece ilgilisine hitap ediyor… Ama sanat ilgilisine hitap etsin diye mi yapılıyor?  Ben sanata öyle bakmıyorum. Sanat herkes içindir. Sanat galeriye sığdırılamaz. Bu nedenle atölyemin kapısını açtım…”

3 gün süren Açık Stüdyo Günleri’nde Adalılar sanatı yerinde görmenin keyfini,  sanatçılar da halkla iç içe olmanın mutluluğunu yaşadı…

 

 

 

 

 

 

 

 



HABERE AİT RESİMLER

Etiketler: