• Dolar döviz kuru 4.7482
  • Euro döviz kuru 5.5673

Adaların bir tiyatro ekibi var

Bugüne kadar ‘Masalbaz’ tiplemesiyle Adalılar tarafından tanınan Konuralp Sunal, şimdi de ekibiyle kurduğu “Tiyatro Bu (r) ada’da” ile sahnede...

Adaların bir tiyatro ekibi var

H.Batukan Yaşar

Adalar’da yeni kurulan Tiyatro Bu (r) ada’da,  Konuralp Sunal’ın yazıp yönettiği “Gece Nelere Gebe” isimli ilk oyununu, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde, Adalar Kent Konseyi Çelik Gülersoy Kültür Merkezi’nde sahneledi.  Sahne öncesi,  Konuralp Sunal ve ekip arkadaşlarına sorularımızı yönelttik. 

Sizi  “Masalbaz” tiplemesi  ile tanıdık. Tek kişi olarak Adalıların karşısına çıktınız bugüne kadar.  Şimdi ise bir ekip kurup tiyatro yapıyorsunuz.  Her ikisini  karşılaştırırsanız neler söylersiniz? Konuralp Sunal en çok kendisini hangisine yakın buluyor?

Tek çalışmak daha kolay.  Alabildiğine özgürsünüz… Yazmayı da sevdiğim için kendi gösteri temamı kendim yaratıyorum. Onun zorluğu sahnede (mekanda) seyirciyle karşı karşıya, tek başına olmanız. Benim Masalbaz ile denediğim; tiyatro ve hikaye anlatıcılığı karışımı bir yöntem. Oyunculuk birikimimi masalcılığa katarak verimli sonuçlar elde ettim. Tiyatro ise – her ne kadar tek kişilik oyun denilen tür olsa da  kollektif bir iştir. Esasen tiyatro iki kişiyle başlar. Toplu çalışmada insan faktörü devreye giriyor. Birlikte oynamak mesela. Hem eğlenceli bir iştir, hem dikkat ve zamanlama becerisi ister. Ben bir ayrım yapmıyorum. Hepsini seviyorum. Masal ve hikaye anlatıcılığı, tiyatro, sinema…

Tiyatro Bu (r) ada’da  kaç kişilik ekipsiniz?

Sahne üstünde üç arkadaşım var: Eda, Ömer, Şengül. Sahne arkasında Zekiye. Bir de ben; şimdilik toplam 5. Bu oyun için sahne arkasında Lidya arkadaşımız da yardımcı oldu, ona da ayrıca teşekkür ederim. Ekip arkadaşlarım gece gündüz, mesai saatlerinden arta kalan zamanlarını vererek, çok az uykuyla bu oyuna ruh katmayı başardılar. Onlara müteşekkirim. Şunu söyleyeyim: Adada daha çok topluluk kurulmasını isterim. Hatta bu topluluklar farklı farklı oyunlar çıkarsınlar, güzel bir rekabet olsun, yaratıcılık konusunda yarışsınlar! 

“Gece Nelere Gebe” oyununuzun konusu ya da  mesajını özetle anlatır mısınız?

Umuda dair mi mesaj veriyorsunuz...

Açıkçası, mesaj verme kaygısı gütmedim. Her seyirci kendisine göre bir şey alır. Beş tane şaşırtıcı ve gülünç hikaye diyelim! Bir yılbaşı gecesinden yeni yılın sabahına uzanan bir zaman diliminde beş ayrı mekandaki hikayeler. Ekip arkadaşlarıma Kasım ayından itibaren doğaçlamalar yaptırdım. Hem kendi hayal ve düşünce evrenimdeki hem de onların doğaçlama evrenindeki unsurlar birleşti; ortaya böyle bir oyun çıktı. Önce rüyalar ve gerçekleştirilmemiş istekler konusunda bir oyun yazdım. Fakat arkadaşlarımın bu metne kanının kaynamadığını hissettim. Onu yeniden pişirmek üzere bir kenara koydum. 

Mesele umut ya da umutsuzluk değil, iyi tiyatro yapmak. Çok değişik tiyatro anlayışları var. Yılların birikiminden ve zihnimin süzgecinden ortaya bu çıktı. Yazarken, arkadaşlarımın niteliklerini de gözettim. Yani birçok etken biraraya geldi. 

Adalarda sanat yapmanın güzel ve olumsuz yönleri nelerdir?

Adalara, evet evet hepsine, yalnızca Büyükada’ya değil; kültür merkezleri lazım. Belediye siyasi baskıları ve bütçe sorununu mazaret olarak öne sürebilir, ama yöneticiler mazaretle yetinmemelidirler. Türkiye’de yerel ölçekte güzel örnekler var. Sorsak kuşkusuz herkesin sorunu var ama bu, sanatı ve sanatçıları gözardı etmek için bir sebep olmamalı. Her zaman çare bulunabilir. İnsanlar 1. Dünya Savaşı’nda, 2. Dünya Savaşı’nda, Saraybosna’da tiyatro yapıyorlardı. “ Amaaan sen de! Savaşın ortasında – gerçeğin yangınında – kurgusal işlerle uğraşılır mı hiç?! ” diyenler olabilir. Ama öylesi berbat bir ortamda bile insanların biraraya gelme, toplu bir coşku yaşama, kurgulama ve kurgulananı izleme eğilimi sönmüyor demek ki! Biz kendi kitlemizi yavaş yavaş oluşturuyoruz. Ama yeterli değildir. Benim şansım kent konseyindeki arkadaşlarım oldu. Hepsine teşekkür ederim. Bize sürekli bir çalışma mekanını sağladılar. Bir sanatçı, bir yapıt ortaya çıkarıyorsa, onun arkasında birçok insanın emeği vardır. 

Ülkemizde sanatçılar özgürce sanatını icra edebiliyor mu? Ne tür sıkıntılar yaşıyorsunuz? 

Edemiyorlar. Çünkü sadece siyasi baskı değil, serbest piyasa ekonomisinin – belki de Türkiye’nin amorf ekonomisinin demeli – baskısı da etkili. “ Seyirci bunu anlamaz. Bunu beğenmez. Bu satmaz!” İşte bu da bir engelleme türüdür. Eğlence endüstrisi bir ejderha gibi insanların beyinlerini yutmaktadır. Kolay olan, kolay anlaşılan daha çekicidir. Muhalefet tarzları da klişedir. Basmakalıp olanın ötesine pek geçilemiyor. Siyasi baskı zaten malum. Hala oyun yasaklanıyor, oynatılmasın diye kapı kapı polis dolaştırılıyor. Öte yandan, tiyatrodan bunca korkulması onun hala güçlü ve vurucu bir iş olduğunu gösteriyor. Ama topluca, vasatın kısır döngüsünde yaşamaktayız. 

             Adalar Belediye Başkanı Atila Aytaç, Dünya Tiyatrolar Günü'nde oyuncuları yalnız bırakmadı

 

‘Tiyatro Özgürlüktür, sahip çıkılmalı’

Tiyatro Bu (r) ada’da ekibi ile konuşma şansı da yakaladık. Oyuncular  Ömer Atilla, Şengül Erdoğan, Eda Aygün, tiyatronun önemine dikkat çektiler, Ada halkından ve yerel yöneticilerden destek istediler. 

Ömer Atilla: Ben, çocukluğumdan beri tiyatro oyuncusu olmak isteyip, daha sonra arkeoloji bölümünü kazanıp onu okumuş ve daha sonralarında çeşitli satış dallarında çalışmış ve halen satış işi ile uğraşan bir insanım. Fakat tiyatro benim için her zaman bir aşktı. Arkadaşlarımızla yaptığımız dost buluşmalarında neden bir tiyatro grubu kurup en azından adalı dostlarımıza sergilemiyoruz diye bir soru sorduk kendimize. Ve sonrasında yönetmenimiz Konuralp Sunal sayesinde, onun yazmış olduğu oyunlar ile böyle bir işe başladık. Biz çok memnun kaldık, umarız adalı tiyatro severler de memnun kalırlar.

Şengül Erdoğan: Yaklaşık 25 senedir lisede edebiyat öğretmenliği yapıyorum. Tiyatro ve Edebiyat kardeş sanatlar, birbirinden beslenirler. Çocukluğumdan bu yana bir kaç kez tiyatro oynamışlığım var fakat ilk defa bu oyunla gerçek tiyatro çalışmasının ne olduğunu öğrendim. Hocamızın çok büyük çabasıyla olmayanı ortaya çıkarmak ya da olup da ortaya çıkmasına izin vermediğimiz birçok yönümüzü tiyatro sayesinde ortaya çıkarmış olduk.

Toplumun bir yansıması olan tiyatro, canlı ve toplumsal bir sanat dalı olmasından dolayı diğer sanat dallarından ayrılıyor. Bireysel yapılan bir sanat dalı değil, gerçek kişiler ile yeri ve zamanı bir arada yaşadığımız bir sanat dalı. Toplumsal anlamda en büyük sanat olduğunu düşünüyorum. Sanatın her dalı olduğu gibi tiyatro da bir abluka altında. Tiyatro, özgürlüktür. Tiyatro oyunlarına çalışırken, Adalar gibi İstanbul'un en güzel ilçelerinden birinde Kültür Merkezinin olmayışı ve çok amaçlı kullanabileceğimiz bir salonun olmayışının zorluklarını çektik. Bu anlamda Adalar'daki yerel yönetimlerden sanat adına destekler bekliyoruz.

Eda Aygün: Halk Eğitim Merkezinde resim öğretmenliği yapıyorum. Daha önce hiç tiyatro yapmamıştım. Konuralp  Sunal Hocamız, resim kursumuzda öğrencimizdi. Orada tanıştık ve tiyatro fikri projesini  konuştuk… Tiyatronun, çok eski bir tarihe dayandığı gerçeğine baktığımızda ne kadar zor ve birçok şeyi kapsadığını gördüm. Büyük emekler ile topluma birçok şey yansıtıyor. Bize takım olmayı öğreten bu sanatta, hem kendimizi hem ekip arkadaşarımızı kontrol etmeyi öğrendik. Kendimi yeniden keşfettim, bana çok şey kattı. Ekipçe birbirimizi besliyoruz…



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.