• Dolar döviz kuru 3.8512
  • Euro döviz kuru 4.5204

Ailesi, Raşit Kara'yı anlattı

Ailesi, Raşit Kara’yı gazetemize anlattı:  Çevre, hayvan ve insan dostuydu. Hümanistti.  Her türlü sömürüye karşıydı; nerede bir haksızılık varsa, karşısında Onu bulurdunuz...

Ailesi, Raşit Kara'yı anlattı

AYSEL KILIÇ

Adalı olup da Raşit Kaya’yı bilmeyeniz, duymayanınız var mı? Sporcu, çevre dostu delidolu bu adamı çoğumuz hatırlıyoruzdur. Kendisiyle tanışmamış olanlarımız da kendisinden geriye bıraktığı mirasıyla, şiiirleriyle bilir, tanır Onu.  Her bir şiiri koca bir dünya...

Raşit Kara, 1945'te Sivas'ın Zara ilçesi Aluçluseki Köyü'nde doğdu. Ancak hayatı Adalar’da geçti.İlkokul diplomasını 1959'da yerleştiği Büyükada'da aldı. Hayata çok ufak yaşlarda atıldı. 18’ine gelmeden temizlik işçisi oldu, faytonculuk yaptı. Yaşamın bütün yükü omuzlarındaydı ama o daha güzel bir dünya için umudunu hiçbir zaman yitirmedi. Ekmek kavgası verirken, bir yandandan da yazılar, şiirler yazıyor, çevreyi korumak adına çeşitli kampanyalar  yürüyütüyordu. Tüm bunları yaparken, ailesini de ihmal etmiyordu. Erken yaşta yaptığı evliliğinden 4 çocuk sahibi olan Kara, onları en iyi şekilde yetiştirmek, en iyi  okullarda okutmak   için bir babadan çok daha fazlasını yaptı. Özellikle kız çocuklarının okula gitmesi konusunda hassas olan Raşit Kara, 3 kızına ve oğluna  hem en iyi hayat arkadaşı oldu hem de en iyi öğretmen. Babalarının çalışkanlığını, babalarının umudunu taşıyan çocukları da şimdi en iyi yerlerdeler. Sevgilisi, eşi Bezey Kara da Kınalıada’daki evinde eşinin hatılaranı, ideallerini yaşatmaya devam ediyor.

Büyükada ve Burgazada’nın ardından son yıllarını Kınalıada’da yaşayan Raşit Kara’yı 2008 yılında kaybettik. O buralardan göçüp gitse de bıraktıklarıyla geriye silinmez bir iz bıraktı.  Onun içindir ki, tüm sevenlerinin katılımıyla  adına şiir günleri düzenleniyor. Her sene Kara’nın ölüm yıl dönüm  tarihinde, Kınalıada’da düzenlenen etkinliğin amacı, şair, yazar, çevre dostu Raşit Kara’yı yaşatmak, Onun misyonunu gelecek kuşaklara taşımak... Kar Dergisi, Raşit Kara Ailesi, arkadaşları ve Adalar Belediyesi’nin katkısıyla  düzenlenen bu yarışma, Kara’nın tüm sevenlerini buluşturmak için de çok anlamlı bir etkinlik.

 AİLESİ RAŞİT KARA’YI  ANLATIYOR...

Kara  Ailesi’ni “Raşit Kara Şiir Yarışması” sayesinde tanıdım. Onları daha yakından tanımak ve sizlere anlatmak için de  ailenin kapısını çaldım. Eşi Bezey Kara, avukat kızı Türkan,oğlu Turan Ali ile  bir masa etrafında oturduk. Ben sordum, onlar anlattılar.

Bezey Kara, eşi ile 46 yıl birlikte  geçirdikleri  hayatı anlatıyor: “Raşit’le aynı köylüyüz.  16 yaşında evlendik. Kaçarak evlendik desek daha doğru olur. (gülüyor) Evlenir evlenmez bir kızımız oldu.  Geçim derdimiz vardı. Raşit iş bulmak için İstanbul’a geldi. Adalarda iş bulurbulmaz da beni ve kızımı yanına aldı. Sonraki  doğumlarımı Adalar’da  yaptım; 3 kızım 1 de oğlum var.  İlk yaşamaya başladığımız yer Büyükada oldu. Ada hikayemiz böylece başlamış oldu. Eşimin işlerinden dolayı daha sonra ada ada gezdik.  Raşit de benim gibi fakir bir ailenin çocuğuydu. Kızılırmak kenarında, Karabel’in garip çocuğuydu. O da kendini böyle ifade ederdi şiirlerinde. Eşim hayata erken atıldı. Yapmadığı iş kalmadı. Kısa bir süre Adalar Belediyesi’nde  temizlik işçisi olarak çalıştı. Gece faytonculuk yapıyordu, gündüz başka işler. 46 yıl hayat arkadaşım oldu. Güzellikleri, kederleri birlikte yaşadık. Bizim herşeyimizdi. Çok özlüyoruz...”

“TEK KİŞİLİK MUHALİF BİR ORDUYDU”

Türkan Kara, Raşit-Bezey Kara çiftinin dört çocuğundan üçüncüsü. 20 yıldır İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olarak mesleğini sürdürüyor. Büyükada doğumlu Kara’nın  öğrencilik yılları da Adalar’da geçmiş. Kara Adalar’ı ve baba Raşit’i şöyle anlatıyor:

“ Adalar babam için çok önemliydi. Çünkü  hayata ilk atıldığı yer burasıydı.  Eğitimi, hiç bir alt yapısı ve  anne baba desteği olmayan bu insan, Anadolu topraklarından kalkıp hiçbilmediği Adalar’a geliyor, burada ayakta durmaya çalışıyor. Bir yandan aile kurup kök salarken bir yandan da yaşamı derinden sorguluyor. Sorgularken de köklerinden hiç bir zaman kopmuyor. Yasakların hüküm sürdüğü bir dönemde, kendi kültürünü, doğasını, dilini koruyarak  yaşamaya çalışıyor. Baskılara karşı daima bir başkaldırı içerisinde yaşarken biz çocuklarını da öyle yetiştiriyor.  Bence o dönemler için büyük bir başarı. Yokluklardan var olmak bir başarıdır. Babam, sürekli kendini yenileme ve bir mücadele hali içerisindeydi. Yaşamı boyunca haksızlıklara hep itiraz etti.  ‘Tek kişilik muhalif bir orduydu’. Arkadaşları onu hep  böyle anlatır.  Biz de büyüdüğümüzde, babamla arkadaş olduğumuz zamanlarda onun hep bu aykırı kişiliğini örnek aldık, Ona benzedik.”

“KIZ ÇOCUKLARIN OKUTULMASI İÇİN MÜCADELE ETTİ”

Türkan Kara, Baba Raşit’in önemli bir başka yönüne de vurgu yapıyor:  “Babam, uzağı gören, aydın bir insandı. Özellikle kız çocuklarının okutulması için çok mücadele etmiş. Sırf okuyalım diye gecesini günüdüzüne katıp çalışmış. Ben avukat oldum, ablalarımdan biri de bankacı, diğeri de öğretmen oldu.  Babamın öğrettiği ilkeler doğrultusunda yaşamımızı sürdürüyoruz. Doğrulardan yana, haksızlıklar karşısında daima dimdik ayakta durduk...”

“HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA ONU BULURDUNUZ”

Turan Ali Kara alıyor sözü: “Babam Raşit Kara, güzel insandı, büyük şairdi. Hümanistti. Kurdu kuşu, ağacı, insanı seviyordu; özellikle de Adaları ve doğasını. Her  türlü sömürüye karşıydı. Nerede bir haksızılık varsa, karşısında Onu bulurdunuz. Duygusal bir insandı. Şiir yazan insan duygusaldır. Onunla çok güzel anılarım oldu. Kaybettiğimizde 63 yaşındaydı. Aradan yıllar geçti. Onu asla unutmadık, unutmayacağız. Onun gittiği yolda, tuttuğı ışıkta ilelemeye çalışıyoruz.”

‘YERE TÜKÜRME’ EYLEMİNİ HATIRLATTI

Turan Ali Kara, Baba Raşit Kara’nın  Taksim’den Ankara’ya başlattığı 13 günlük yürüyüşünü de hatırlatıyor: “ Babam yere tükürmenin ne kadar kötü sonuçlara yol açabileceğini biz çocuklarına hep anlatırdı.  Çocukluğunda yere tükürdüklerinde babaannem tükürüğün üstünü külle örtermiş. Bunu hep anlatırdı bize.  Kendi kültüründe bunu görürken şehre geldiğinde insanların yere tükürdüğü görmüş ve haliyle üzülmüş, canı sıkılmış. İnsan hakları bu kadar basite alınamaz, yaşamı savunuyorsak yere  tükürmeyeceğiz, derdi. Yere tükürmenin zararlarına ilişkin el broşürleri hazırladı ve İstanbul’da ilçe ilçe gezip meydanlarda bu bildirileri dağıttı. Yetmedi Ankara’ya yürüdü. Gazetelerden hatırlarsınız, Babam  2000 senesinin Eylül ayında tek başına Ankara’ya yürüyüş gerçekleştirdi.  Bu yürüyüş 13 gün sürdü.  Yürüyüşünü tamamladı ve eve döndü. Ayak tabanları patlamış, yarılmıştı ama umurunda değildi. Çok mutluydu. Bu eylemden bir ay sonra Ankara’dan görevli bakanlar geldi.  Babamın eylemi sayesinde yere tükürme Kabahatler Yasası’na eklendi. Babam Medeniyete Yürüyüş  kitabında bu yürüyüşle illgili anılarını anlatır.”

“ÖMER HAYYAM GÜNLERİ DÜZENLERDİ”

Raşit Kara’nın şair yönünü kızı Türkan anlatıyor:

“Anadolunun insanının  görüntüsü sert kalbi yumuşak olur. Babam da öyleydi.  Hayat üzerine üzerine gelirken O, içindeki birikmişliği  kağıt kaleme döktü.  Babam ilk okul mezunuydu ama  ozan yanı hep çok kuvvetliydi, hitap yanı da öyle. Şiirin bir başkaldırı olduğunu, insanın kendisini ifade biçimi olduğunu söylerdi . Sürekli okur, yazardı. Araştırmayı da çok severdi. Ömer Hayyam’ı derinlemesine araştırmıştı. Bunun için yıllarını verdi ve Aralıksız 18 sene Ömer Hayyam’ı anma günleri düzenledi.  Her sene Nisan ayında, şarap ve leblebi eşliğinde, amatör ve profesyonel şairlerle ya Adalar’da ya  İstanbul Tepebaşı’ndaki Hayyam Restoran’da ya da Bostancı’daki Hatay Restoran’da geceler düzenlerdi.   Şiire olan düşkünlüğünü bildiğimiz için Onun adına  anma günleri düzenliyoruz. Her yıl Babamın ölüm tarihi olan 20 Temmuz’da  Onu tüm sevenleriyle birlikte anıyoruz. Amacımız, hem insanları şiire özendirmek, hem de babamızın adını yaşatmak.Kar Dergisi ve arkadaşlarına,Adalar Belediyesi’ne  katkılarından dolayı teşekkür ederiz.”

“SPOR HAYATININ BÜYÜK BİR PARÇASIYDI”

Türkan Kara, Raşit Kara’nın “sporcu” yanını da unutmuyor: “Babam aslında daha çok sporcu tarafıyla tanınırdı. Sporcu yanı  çok gelişmişti. Adalarda koştuğu zaman  ‘Aaa adam çıldırmış’ derlerdi;  okadar koşardı...  Adalarda her türlü sporu yapardı. Atletizm grubundaydı. Avrasya  Maratonu’na da katılırdı. Çok sayıda madalyası var. Renkli bir kişiydi. Şiirlerinden evvel sporcu yanıyla tanınırdı. Şiirlerinin yayınlanmasından sonra Adadan çıktı, tüm dünyanın tanıdığı bir insan oldu” dedi ve ekledi:  “Bazı insanların öldüğünü 40 sene geçse, biri size söylemeden bilmezsiniz, hissetmezsiniz. Ama babamın gidişi, yokluğu  Adalar’da çok hissedildi... Babam gidince Adada büyük bir boşluk oluştu. Çünkü Babam çok gürültülü bir insandı.”

                                                      (Raşit Kara, Yaşar Kemal ile birlikte)

ŞAİRDİ, ÇEVRECİYDİ, SPORCUYDU

 Raşit Kara, 1967'de şiir yazmaya başladı.  Birçok şiir ve makalesi çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. 1991'de Almanya'da yayımlanan ''Vora Koy'' adlı şiir kitabından 3 şiiri, aynı yıl yayımlanan ''Yunus Emre Sevgi Yılı Antolojisi''nde yer aldı.  Raşit Kara'nın, ''Roc'', ''Güzel İnsan'', ''Bedestan'' ve ''Zara'' adlı şiir kitapları; makalelerinin yer aldığı ''Filizkıranlar'' ve 2000 yılında İstanbul-Taksim'den başlayıp Ankara'ya yaptığı yürüyüşün anılarını topladığı ''Medeniyete Yürüyüş'' adlı kitapları yayımlandı. Kara, ''Kınalı'' isimli şiiriyle Türkiye Şairler Derneğinin düzenlediği şiir yarışmasında ikinci oldu.  Kara’nın 7’si şiir olmak üzere toplam 9 kitabı  var.

Şairliğinin yanı sıra çevreci ve sporcu kimliğiyle de tanınan Kara, yıllarca İstanbul'da el ilanları dağıtarak ''Yere Tükürmeme'' kampanyası yürüttü ve bu kampanya kapsamında 13 günde Taksim'den Ankara'ya yürüdü. Raşit Kara, 20 Temmuz 2008’de kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybetti.

 

                                    (Adalar Belediye Başkanı Atilla Aytaç, Raşit Kara'yı anma günü etkinliğinde.)

 

Raşit Kara'nın Adalar için yazdığı şiirleri de var. İşte o şiirlerden biri.

 

Adalar Gelir Aklima

Ne zaman dergilerden, kitaplardan,
Bir sözcük bulsam,
Ne zaman bir cam hışırtısı duysam,
Ne zaman martılarin uçuŞunu görsem,
Gözlerim yasarır
Adalar gelir aklıma.

Bir kayikci, bir balikci, bir arabaci
Bir faytoncu, bir bahcivan görsem,
Gözüm iki ada olup,
Adalar gelir aklima.

Akasyalar, Mimozalar, kocayemiş,
Manastır tepesinde,
Martılar yuva yapar ortasında.
Adalar gelir aklima....



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.