• Dolar döviz kuru
  • Euro döviz kuru

Deniz senin, tabii yersen!

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz ve 20 milyonluk nüfusa sahip en kalabalık şehrimizin ortasından deniz geçiyor. Ancak hemen yanımızda koca bir derya bomboş akarken, biz kara trafiğinde alt alta üst üste debelenip duruyoruz. Neden?

Deniz senin, tabii yersen!

Hakan Aytaç

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz ve 20 milyonluk nüfusa sahip en kalabalık şehrimizin ortasından deniz geçiyor. Ancak hemen yanımızda koca bir derya bomboş akarken, biz kara trafiğinde alt alta üst üste debelenip duruyoruz. Neden? Çünkü ulaşımın halka sunulması gereken bir kamu hizmeti değil, karlılık odaklı bir ticaret alanı olduğunu düşünüyoruz. Yeterince karlı değil, zarar ediyor, işletmeye değmez gibi sebeplerle insanların kullandığı ulaşım araçlarını hiç düşünmeden kaldırabiliyoruz. Geride kalan ne yaparsa yapsın, umurumuzda değil. Bunu bir kez daha kanıtladık.

Şehir içi deniz ulaşımında neredeyse tekel haline getirilen İDO, 1 Aralık’tan itibaren Bakırköy-Bostancı-Kabataş-Beşiktaş-Adalar hatlarındaki seferlerin artık yapılmayacağını duyurmuş, bu kararı kamuoyunda tepkilere neden olmuştu. Öte yandan, Oruç Reis, Kaptan Paşa, Seydi Ali Reis isimli yüksek hızlı hafif yolcu gemileri de her biri 2 milyon dolardan satışa çıkarmıştı.

Sebep ne? Yeterince karlı değil! Peki bu yolu kullanarak işine gücüne gidenler ne yapacaklar? Eh, onlar da bulsunlar bir yolunu canım! Gelen tepkilerin ardından yapılan açıklamada, kararın “bankaların tavsiyesi” ve “yabancı ortağın talebi” olduğu belirtilmişti. Ayrıca devletin kendileriyle rekabete girdiğini, bunun adil olmadığını, kendi bünyeleri dışında yapılan seferlerin karlılıklarına rakip olduğunu açıkladılar. Yani biz İDO’nun işletmesini özel şirkete verdik, onlar da kamu hizmeti gözetmeksizin, yani insanların neye ihtiyacı var diye umursamadan en karlı şekilde işletsinler. Biz de köprü yaptık istersen oradan geç, istersen otobüse bin balık istifi git, olmadı metrobüse bin kan ter içinde kal. Bunları da beğenmiyorsan ne yaparsan yap, bana ne! Ayrıca daha fazla araba satılsın ki gelir olsun, daha fazla yol yapılsın ki yandaş firma kazansın da cabası. Sonra petrol bağımlılığı, enerji bağımlılığı, nükleer santral yapalım da kurtulalım değil mi? Denizi doldur etkinlik alanı yap, yeşili gördün yaşam alanı kur, sahil mi gördün hemen parselle, deniz manzaralı beton tesisi kondur. Madem denizi kullanmıyoruz, bütün boğazı tamamen betonla kaplayalım madem. Al sana bol bol inşaat, bol bol yol alanı. Ne diye boşuna uğraşıyoruz ki. Bir de böyle bir ortamda, sahil şeridini tamamen kaplayan bir inşaat şantiyesinin önündeki pankartta aylardır şöyle yazıyor; “Şehir senin, deniz senin!” Tabi yersen...

1 Aralık’a bir gün kala, herkes kışın nasıl bir yol izleyeceğini düşünürken İDO, aldığı sefer iptali kararını bir anda kaldırdı. Sebep? Yolcular mağdur olmasın! Peki bu kararı alırken insanların mağdur olacağını düşünmediniz mi? Elbette biliyorlardı. Gelen tepkiler üzerine mi geri adım attılar, yoksa seçim öncesi ikna girişimleri mi oldu bilemeyiz ama burada toplumsal muhalefetin, sesini duyurmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Dayatılan kararlar, nabza göre şerbet usulüyle kabul ettirilmeye, ulaşım haklarımız ileride de elimizden alınmaya çalışılacaktır. Betonlar içerisinde, egzozların ortasında ömür tüketmek istemiyorsak denizimize, yeşilimize sahip çıkalım!



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.