• Dolar döviz kuru
  • Euro döviz kuru

Gülsen de hainsin, ağlasan da hain!

On binlerce kilometre öteden gelip, bu coğrafyada at koşturan katillerin önünde duran ilk kahramanların hatırlarıyla beslenenler olarak, Amerikan emperyalizmine verilecek her türlü ödünün karşısında olduğumuzu tekrardan bildirmeye gerek var mı, bilmiyorum. Ancak bilinmelidir ki Amerikan emperyalizmine bugüne kadar tüm iktidarların verdiği ödünlerin sonuçlardır bugün yaşadıklarımız...

Gülsen de hainsin, ağlasan da hain!

Hakan AYTAÇ 

Ülke ekonomik ve siyasi krizin ortasında... Artık bunu ifade etmek için muhalif veya yandaş olmaya gerek yok. Ancak değinilmesi gereken noktalar var.

Bazıları önceden “Dolar 10 Lira da olsa fark etmez,” diyorlardı. Madem fark etmez, biz de biraz geyik yapalım istedik. Sonuçta bu, iddia ettikleri gibi ekonominin zayıf olduğundan değil de spekülasyonlar kaynaklı ise geçici bir yükseliş olmalı. Nitekim öyle diyorlardı. Eh, mizah yapmanın önünde engel yok yani! Ancak “Dolar 10 Lira olsa da ne olacak,” diyenler, hiçbir üretimi olmadan her daim ithal eden, en küçük hammaddesi bile dövize endeksli olan ülkenin, döviz yükselişinden ne kadar zarar göreceğini defalarca anlattığımızda da bize hain diyorlardı. Şimdi konuyu tiye alınca da hain diyorlar. Biz, cevap veremedikleri her sorumuzda “hain” suçlamasına artık alıştık ama ne yapalım, susalım mı? Hayır, hain halkın bir bölümüne ekonomik zulüm uygularken birilerinin vergi borçlarını silendir. Ve hain her şeye sessiz kalan, haksızlığa karşı kişisel hassasiyetlerden ötürü susandır. Biz öyle olmayacağız.

Şimdi ülke yanarken, sanki her türlü gereksiz gösterişi bu dönemde yaşamamışız gibi çıkmışlar “Bu zorlu süreçten lüks harcamalarımızı kısarak, tasarruf ederek, ayağımızı yorganımıza göre uzatarak, uslu çocuk olarak hep birlikte çıkacağız” diyorlar. Eh, ithal cenneti ülkemizde döviz endeksli tüm ürünlere zam gelince ve maaşlarımız pul olunca bizim zaten başka çaremiz kalmayacak. Peki koca koca adamlar, kadınlar yeni bir şey keşfetmiş gibi, “Müthiş, çok doğru, helal olsun, umutluyuz” tarzı açıklamalar yapıyorlar ya. Bunda, devletin kaynaklarını iç eden %97’lere varan vergi indirimlerinin etkisi nedir dersiniz? Doğrudan mı dolaylı mı?

Vatandaştan abuk subuk vergiler alıp da futbolcuya, pırlantacıya, yatı katı özel uçağı olana gelince sesi soluğu kesilenler önce bu adaletsizliğe son versinler ve “Aynı gemideyiz,” söylemlerini bıraksınlar. Çünkü belki aynı gemideyiz ama siz birinci sınıftasınız biz ise daracık kamaralarda alt alta üst üste nefes almaya çalışıyoruz! O zaman, hem mikrofonlara yine öyle atlaya zıplaya aynı demeçleri verecekler mi görürüz, hem de bir şeylerin düzelmesini gerçekten istiyorlar mı anlarız.

Açıkçası, krizin başlangıç sebebi olarak gösterilen, tehdit ve gözdağlarına rağmen rahip Andrew Brunson’ın serbest bırakılmamasına şaşırdım. Neden şaşırdım? Çünkü Filistin’e insani yardım için giden Mavi Marmara gemisi üzerinden destek devşirirken bir anda “Giderken bana mı sordunuz?” diyen, o ünlü “One minüt” çıkışından hemen sonra “Benim tepkim moderatöreydi,” açıklaması yapan, İsrail’e kafa tutar gözükürken sayısız ticari anlaşmaya imza atan, birkaç on saniye sınırı ihlal ettiği gerekçesiyle Rus jetini düşüren ve bu konudaki haklılığını hararetle savunup Putin’i düşman ilan ederken, sonra birden “Aslında düşürülmeyebilirdi,” pozisyonuna geçen, “Amerika ile ilişkilerimiz hiç olmadığı kadar iyi,” dedikten iki ay sonra “Amerika bize operasyon çekiyor,” moduna giren bir dış politikanın yine geri adım atacağını düşünmüştüm.

Peki, neden atmadılar dersiniz? Bu konuda çeşitli fikirler var. Ancak “Türkiye’de yargıya kimse müdahale edemez,” gibi sanki başka bir yerde yaşıyormuşuz izlenimi veren inandırıcılığı olmayan söylemlerden hemen sonra, tehdit üzerine rahibi serbest bırakmalarını sanırım hiçbir şekilde açıklayamazlardı. Daha önce sözünü yiyen kişi yine yiyemez miydi? Son seçimde, Cumhurbaşkanının şahsının değil ama parti olarak AKP’nin zayıfladığı görülmüştü. Yerel seçimden başarı ile çıkmak için tamamen milliyetçi oylara oynamaya karar vermiş olabilirler mi? ABD krizini konu eden konuşmada bir anda Mart 2019 seçimlerinin işaret edilmesi bu konuda fikir veriyor! Zira bugün, oy oranını koruyan MHP seçmeninin, beğendiği herhangi bir AKP’li adaya gözü kapalı şekilde oy verebileceğini araştırmalar da söylüyor.

İç siyaseti bir kenara bırakırsak;

On binlerce kilometre öteden gelip, bu coğrafyada at koşturan katillerin önünde duran ilk kahramanların hatırlarıyla beslenenler olarak, Amerikan emperyalizmine verilecek her türlü ödünün karşısında olduğumuzu tekrardan bildirmeye gerek var mı, bilmiyorum. Ancak bilinmelidir ki Amerikan emperyalizmine bugüne kadar tüm iktidarların verdiği ödünlerin sonuçlardır bugün yaşadıklarımız. Böylesine “göbekten bağlı” iken, her tarafımız Amerikan üsleri ve sermayesinin ve şirketlerinin ve ürünlerinin işgali altındayken ne kadar direnilenilebilir bilmiyorum. Ancak “yeni müttefik arayışları” söylemini her şeye rağmen sağlıklı bulduğumu ifade etmek isterim. Bu toprakların kaderini bu topraklarda yaşayan halklar belirlemelidir. “Amerika istemeden yaprak kımıldamaz” çaresizliğini ve adamsendeciliğini reddediyorum. Ayrıca bugünkü siyasetlerini, elde ettikleri varlıklara ve kişisel beklentilerine göre dizayn edenler bize vatanperverlik dersi verecek hadde sahip değillerdir. Dün Amerikan üslerine kafa tutarken vatan haini ilan ediliyorduk, Irak işgalinde birileri susarken tezkereye direniyorduk, Ortadoğu kan gölüne çevrilirken birileri destekliyor ancak biz satırlarca, sokaklarca, meydanlarda haykırıyorduk. Sırayı bir gün bize getirmek istediklerini gayet iyi biliyor ve yine haykırıyoruz; “Kahrolsun emperyalizm, yaşasın halka hürriyet!”



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.