• Dolar döviz kuru 3.7874
  • Euro döviz kuru 4.6462

Heybeliada Sanatoryumu bilime açılsın

Türkiye’nin ilk verem hastanesi olarak Cumhuriyet'in ilanından bir yıl sonra kurulan ve 81 yıl hizmet veren Heybeliada Sanatoryumu binası ‘kader’ine terk edilmiş durumda.  Adalılar,  bol oksijenli bir arazide bulunan tarihi binanın insanlığa ve bilime hizmet etmesini istiyor. Sanatoryumda 25 yıl çalışmış olan Dr. Müge Özdemir, “Burada adalılar için tam teşekkülü bir hastane ya da hemşire yetiştirme okulu açılabilir, onkoloji hastanesi de düşünülebilir. Bu kadar güzel bir mekan neden atıl halde?” diye soruyor.

Heybeliada Sanatoryumu bilime açılsın

Aysel KılıçSinan Ekinci

Türkiye'nin ilk verem hastanesi olan Heybeliada Sanatoryumu çürümeye terk edildi. 224 dönüm arazinin içinde bulunan ve Rumlar döneminden kalan tarihi bina, ağaçlarla çevrilmiş tepenin tam ortasında harabe halde duruyor.

Türkiye’nin ilk verem hastanesi olan Sanatoryum, 1924’te Atatürk’ün isteğiyle Heybeliada’nın Çamlimanı Mevkii’nde  açıldı. “İnce hastalık” denen veremli hastaları tedavi amacıyla kurulan hastane, temiz havası, binayı çevreleyen çam ağaçları, özel doktor ve hemşireleri ile kısa sürede veremliler için şifa yeri oldu. Hastalar burada et, süt, bal gibi ürünlerle beslendi. 1940’lı yıllarda idare ve hemşireler için ayrı binalar inşa edilerek hastanenin imkânları genişletildi.

Sanatoryumun temiz havası ve güçlü beslenme, dönemin en iyi tedavi şekli oldu. Yıllarca veremin en iyi tedavi edildiği merkez olan sanatoryum, ilk darbeyi 1980 yılında aldı. Sağlık Bakanlığı, desteğini azaltınca sanatoryum eski günlerini arar hale geldi. Bir darbe de 17 Ağustos 1999 tarihindeki depremle geldi. Sanatoryum binaları hasar gördü. Duvarlarda oluşan büyük çatlaklar, yıkılan bazı kısımlar ve dökülen sıvalar hastalar için risk oluşturdu. Hastalar bir süre binalara giremedi. Binaların bir kısmı faaliyete geçti, bazıları da restore edildi.

Hasta sayısının azalması ve adaya ulaşım zorluğu nedeniyle Sanatoryum, 2005’te kapatıldı. Hastalar ve personel, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne gönderildi. 2009 yılında ise tarihi bina çıkan yangınla harabeye döndü. 224 dönümlük arazideki bina şu anda kullanılamaz halde ve harabeyi andırıyor. 2013’te “özelleştirileceği” iddialarıyla gündeme gelen sanatoryumdan geriye kalanlar yıkık binalar ve bir bekçiyle korunan yeşil bir arazi...

ADA HALKI NE İSTİYOR?

Gazetemize konuşan Adalılar,  bol oksijenli bir alanda olan Sanatoryum binasının hastane,  üniversite ya da huzur evi olarak açılmasını istiyor. Sanatoryumda 25 yıl hizmet vermiş  olan Heybeliadalı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Müge Zeynep Özdemir, tarihi binanın yeniden bilime açılmasını istiyor.

Dr. Özdemir, “Gençliğim Sanatoryumda geçti diyebilirim. 25 yaşımda asistan olarak girdim ve uzman doktor olarak görev yaptım. 2005 yılında Sanatoryum,  bir sürü nedenlerle kapatıldı. Kapatılırken Heybeliada halkı, kendisine verilen 24 saatlik sağlık hizmetinden de mahrum oldu.  Adalılar olarak sanıyorduk ki sadece tüberkilos hastanesi kalkacak ve acil hizmet devam edecek.  Ama öyle olmadı! Şu an tıbbı hizmet açısından mağdur durumdayız” dedi ve ekledi:

 “Hekim olarak değil, adada yaz kış yaşayan bir birey olarak konuşuyorum;  Aile Hekimliği sadece mesai saatleri içerisinde hizmet veriyor. Dolayısıyla Adanın bir sağlık hizmetine ihtiyacı var. Acil durumlarda, 112’yi arıyoruz,  iyi bir ekip de var ve bizi karşıya yetiştiriyorlar ama bu yeterli değil.  Burada uzman doktorların hizmet verdiği bir poliklinik olması lazım. Testlerimizin yapıldığı laboratuvarımız olmalı. Böylece dışarıya çok bağımlı hale gelmeyiz. Havalar kötü olduğunda vapurlar kalkmadığı için hastanelere gidemiyoruz.  Bana göre tarihi binanın bulunduğu yerde tam teşekküllü bir hastane açılmalı. Ya da onkoloji hastanesi, hemşire yetiştirme okulu, üniversite, huzur evi olabilir. Bu kadar güzel bir mekan neden atıl halde kalsın ki? “

“YAŞAMA, BİLİME  HİZMET ETMELİ”

Heybeliadalı Şermin Yıldırım de  “Günümüzde verem az rastlanılan bir hastalık ve bu hastalar ayakta da tedavi olabiliyor. Burası verem hastanesi olarak açılsın, demiyoruz ama adamızda donanımlı bir hastane yok. Bu araziye sağlık hizmeti veren nitelikli bir hastane yapılmalı. Acil durumlarda ya  anakaraya ya da Büyükada’ya gitmek zorunda kalıyoruz.  Büyükada’daki hastane yetersiz olduğu için  geçmişte hayatını kaybeden hastalar oldu. Tüm bunların hatırlanmasını umut ediyor ve Sanatoryum binasının yaşama hizmet etmesi için yetkilileri harekete geçirmeye çağırıyorum” dedi.

Mehmet Gümüştepe ise, “Benim teyzem de bu hastanede yatmış.  Burada kendisi gibi tedavi gören insanlarla güzel dostluklar kurmuş. Sanatoryum,  yalnız bir hastane değil, bir sosyal yaşam alanıymış. Bence böylesi değerli bir tarihe sahip olan bu arazide yine bir hastane açılmalı. Ya da yaşlılar evi olmalı...”

Cengizhan Durmuşoğlu da şunları söyledi: “Hastane olmasını isterim ama bir huzur evi de ya da bir tıp fakültesi de olabilir. Bu yerin atıl kalması üzücü. Sanatoryum iyi bir bilim kurumuydu. Bugün de öyle olabili. Buradan çok uzman yetişti. Büyük insanla yetiştirdi, burası iyi bir bilim yuvası olabilir.”

İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz, Ece Ayhan'a hizmet verdi...

Türkiye'nin ilk verem hastanesi olan Heybeliada Sanatoryumu, 1924-2005 yılları arasında hizmet verdi.  Adanın güney tarafındaki Çam Limanı’na bakan bir tepede, İsviçre’deki bir sanatoryum model alınarak inşa edildi. Başlangıçta 16 yatak kapasiteli olan sanatoryum, ilerleyen yıllarda 100’ü doktor ve hemşire olmak üzere 250 personeli ve 660 yatak kapasitesiyle dev bir tesise dönüştü.  Burası, İsmet Inönü, yazar Rıfat Ilgaz ve şair Ece Ayhan gibi isimlere de hizmet verdi. Prof. Dr. Siyami Ersek gibi uzman doktorlar yetiştirdi. 

 

 

 



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.