• Dolar döviz kuru
  • Euro döviz kuru

Minikleri doğa ile buluşturuyor…

Burgazada Sait Faik İlkokulu anasınıfı öğrencileri, öğretmenleri Hatice Tepe’nin rehberliğinde, doğayla iç içe yaşayarak eğitim ihtiyaçlarını karşılıyorlar.

Minikleri doğa ile buluşturuyor…

Burgazada Sait Faik İlkokulu anasınıfı öğrencileri, öğretmenleri Hatice Tepe’nin rehberliğinde, doğayla iç içe yaşayarak eğitim ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Çocukların doğal ve gerçek malzemeler ile oyun oynamasının gelişimlerinde önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Tepe,  “Çocuklarımızın çocukluklarını yaşamalarına izin veriyorum” diyor.

Aysel KILIÇ

Hatice Tepe, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kadrolu ana sınıfı öğretmenlerinden. Meslekte dokuzuncu senesinde olan Tepe, aynı zamanda özel gereksinimi olan çocuklara rehabilitasyon merkezlerinde eğitim vermiş.  Mesleki gelişim açısından Waldorf, Çocuk ve Serim, Orman Pedagojisi gibi ilgili alanlarda seminerlere katılmış, drama liderliği programını bitirmiş…

Tepe son beş yıldır Burgazada Sait Faik İlkokulu’nda Adalı çocuklarla birlikte; ancak öğrenci yetersizliği nedeniyle ‘norm fazlası’ olarak değerlendirildiği için Burgazada’daki son dönemi. “Ruhumu her yere götürürüm fakat sınıfımı ve kurduğum çalışma ortamımı geride bıraktığım için üzgünüm” diyen Hatice Öğretmenle eğitime yaklaşımını ve Ada’da miniklerle geçen zamanını konuştuk.

Miniklerle beraber olmak, onlara öğretmenlik yapmak nasıl bir duygu?

Bu duyguyu tarif etmek zor,  minikler ile yaşayarak tadıyorum bu duyguyu. Küçük yaş grubu ile çalışmak oldukça keyifli ve eğlenceli. Elbette zorlayıcı tarafları da var her meslekte olduğu gibi. Ama ben onların dünyasının ve ruhunun bu yaşta çok özel olduğunu düşünüyorum. Aslında çok özgür ruhları var ve onlara ulaşabilmek çok önemli. Öğrencilerin sadece bilgiyle doldurulmasını doğru bulmuyorum. Çünkü onların duyguları ve ihtiyaçları vardır. Çoğu bu yaşlarda ileriyi göremez ve olgunlaşmamıştır. Bu, çocuk olmanın doğal bir parçasıdır. Çocuklar ilgi görmek isterler ve güvenebilecekleri birine ihtiyaç duyarlar. İşte bu yüzden aslında öğretmenlik birçok duygu barındırır bende…

Anaokulunuzdaki aktivitelerininiz anlatır mısınız?

Sorunuzu okul öncesinin öneminden bahsederek cevaplamak isterim. Anaokulu çocuğa bilgi aktarmaktan çok, çocuğun içinde var olan yeteneklerini çıkarmaya ve geliştirmeye yönelik bir kurumdur. Anaokuluna giden çocuklar, kendi akranlarıyla sosyalleşme, bir şeyleri paylaşma ve iletişime geçme imkanlarına sahip olurlar. Çocuklardaki merak duygusunu ve bir şeyler başarma arzusunu uyandıran çeşitli oyunlar oynanır. Bu oyunlar toplumsal hayata adaptasyon konusunda çocuğun bakışını geliştirmektedir.

Burgazada Sait Faik Abasıyanık İlkokulundaki anasınıfına ilk atandığımda okulun etrafındaki doğaya hayran kalmıştım. Fakat sınıfıma girdiğimde çoğu şeyin çocuklara göre olmadığını fark ettim. Askıları, lavaboları bile onların boylarında değildi. Öncelikle sınıfımda değişiklik yapmam gerekiyordu. Birkaç yıl çalıştıktan sonra sınıfımın komple yenilenmesi gerektiğini velilerim ile paylaştım. Sınıfta mevcut bulunan materyallerin onların ihtiyaçlarına uygun olmadığını ve sorumluluk bilincini yerine getirmeleri için çocuklara uygun araç-gereçler tespit ederek okul aile birliği ve sınıf velilerimin desteğiyle sınıfın materyallerini komple yeniledik.  Çocukların boylarına göre duvar rafları yaptık. Ayrıca sınıftaki plastik oyuncakların yerine birçok şeye dönüşebilen ahşap oyuncaklar koyduk.

Çocukların doğal ve gerçek malzemeler ile oyun kurması onların gelişimlerine daha çok katkı sunmaktadır. Sınıfımda özelikle az oyuncak tercih ettim çünkü az oyuncak çocukları daha çok düşünmeye sevk ediyor.

Mesela basit olarak gördüğümüz bir kasa bile onların dünyasında birçok şeye dönüşebiliyor. Çocukların küçük yaşta kitap sevmesi için özelikle koridorumuza, onların boylarında kitaplık düzenledik.  Gönüllü bir velimiz kitaplığımızı oluşturdu. Yine gönüllü bir velimiz tarafından okulumuzun parkına bir ağaç ev yaptırıldı. Çocuklar diledikleri şekilde buraya tırmanıp birçok oyun kurabiliyorlar. Yine Okul Aile Birliğinin ve sınıf velilerimizin desteğiyle okulun bahçesine denge barı, su yolu ve kum teknesi yaptırıldı. Çocuklar kışın bile kum ile oynama keyfini yaşadılar.

“DOĞADA BİRÇOK OYUNCAK VAR”

Tüm bu çalışmaların yanı sıra aktiviteler gerçekleştiriyoruz. Her pazartesi doğa yürüyüşü yapıyoruz. O güne özel çalışmamızı doğada yapıyoruz. Mevsimine göre var olan doğal malzemeleri kullanıyoruz. Mesela atkestanesi zamanı kestane topluyoruz,  kestaneler ile örüntü çalışmaları ve şekiller oluşturuyoruz. Doğada her mevsimin kendine has birçok oyuncağı var aslında. En soğuk havada bile dışarı çıkıyoruz. Bir anaokulun kapısında gördüğüm  ‘Kötü hava yoktur kötü kıyafet vardır’ sözü beni etkilemişti. Adalı bir sanatçımız,  çocuklara kışlık tulum alıp, gönderdi. Bu tulumlar sayesinde soğuk havalarda bile bahçede oynayabildik.

Yemek atölyeleri yapıyoruz; böylece çocuklar kendi ekmeklerini ve yoğurtlarını okul mutfağında yapabiliyor. Bundan çok büyük bir keyif alıyorlar. Haftanın bir günü drama çalışıyoruz. Ayrıca

Hayali oyunlar yaratıyoruz…Sanat çalışmalarında tek düze ve çocukların yeteneklerine ket vuran hiçbir çalışmaya yer vermiyorum.  Üzülerek söylemek istiyorum bir anasınıfı panosuna baktığımızda bütün çocukların bir resmi aynı renge boyaması ve aynı kalıpta yapması küçük yaşta onun var olan resim yeteneğini köreltmektedir, hayal dünyasına ket vurmaktadır. Sınıfımda çocuklar serbest kağıt kesip, yapıştırarak bir çok şey tasarlıyorlar. Bizim bile aklımıza gelmeyecek birçok şey. Öğretmen rengine kadar karar verdiğinde o çalışmayı aslında öğretmen yapmış oluyor. Mesela bir kurbağa kalıbını verip, bütün çocukların yeşil boyamasını istiyoruz ve çocuklar kurbağanın sadece yeşil olduğunu düşünecekler. Oysaki birçok renkte kurbağa var.

Çocuğun önüne boş bir tuval koyduğunuzda çok daha özgün ve yaratıcı fikirler ortaya çıkar. Seramik, kil çamuru, çalışmalarımda çok kullanıyorum. Onlara sınırlandırma koymadan istedikleri şekilleri verip, istediği renge boyamalarına izin veriyorum. Bu yaşta öğrenmesi gereken birçok kavramı doğada gerçek malzemeler ile öğrenmelerini sağlıyorum. Mesela kağıt üzerinde yapılan bir örüntü çalışmasından çok doğada yapraklar ile taşlar ile yapmalarını sağlıyorum. Ayrıca bu yaşta hareket gelişimi hızlı olduğu için ve bu gelişimin sağlıklı yaşanmasının birçok gelişimi etkilediği için, bir saatimizi açık havada doğaçlama spor aktiviteleri yaparak geçiriyoruz. Ağaca tırmanmalarına izin veriyorum. Özelikle teknoloji çağında geleneksel oyunlar nerdeyse artık çocuklar arasında oynanmıyor. Geleneksel oyunların birçok yararı olduğunu düşünüyorum ve çocukları bu oyunlarla tanıştırıyorum.  Örneğin saklambaçta çocuk aslında kendi özdenetimini sağlıyor.

Özetleyecek olursak bu yaşta çocukların ihtiyacı ne ise eğitimimde daha çok bu tür çalışmalara yer veriyorum. Çocukluklarını yaşamalarına izin veriyorum.

Ve önemli olan çocukları doğa ile buluşturmak, diyorsunuz…

Bir eğitimci olarak, çocukları doğayla buluşturmanın ve doğayla bağ kurmalarını sağlamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak o zaman öğrenmekten zevk alan, meraklı, araştırmacı yaratıcı mutlu ve çevreye ve doğaya önem veren çocuklar yetiştirebiliriz. Çocukların doğayla bağ kurmasının sayılamayacak kadar faydası var. Örneğin doğada bize basit gelen bir sopa onların dünyasında birçok şeye dönüşüyor. Bir gün çocuklarımla yine doğadayken öğrencilerimden bir tanesi elindeki sopayı uzatarak ‘Öğretmenim bak balık tutuyorum’ dedi. Yani o sopa oltaya dönüşmüştü. Su ve çamur ile oynamalarına izin veriyorum inanılmaz mutlu oynuyorlar. Evet, kirleniyorlar ama küçük bir su birikintisi onların dünyasında şelaleye dönüşebiliyor. Ayrıca çocuğun doğaya karşı sorumluluk bilinci artıyor. Doğa yürüyüşleri yaptığımızda aynı zamanda doğada olan çöpleri topluyoruz. Geri dönüşüm bilincini kazandırmak için plastikleri su kabına cam şişeleri bir kuklaya dönüştürebiliyoruz…

Burgazada’da son döneminiz mi?

Okulumda norm fazlası olduğum için bu dönem son olabilir. Ruhumu her yere götürürüm fakat sınıfımı ve kurduğum çalışma ortamımı geride bırakacağım için çok üzgünüm. Gazeteniz aracılığıyla, sınıfımın oluşumunda ve çocukların eğitim materyallerinin sağlanmasında katkısı geçen bütün velilerime, adamızda yaşayan gönüllü bağışçılarımıza ve çalışmalarıma destek veren İlçe Milli Eğitim Müdürü Ömer Eren’e teşekkür dileklerimi sunuyorum…

 

                              

 

 



HABERE AİT RESİMLER

HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.