• Dolar döviz kuru 4.8512
  • Euro döviz kuru 5.6648

Silah atan değil, hayvan besleyen nesil!

Hakan Aytaç, Kuzey Ekspres Gazetesi'nde yazdı

Silah atan değil, hayvan besleyen nesil!

Karadeniz... Ve Karadeniz denilince ilk akla gelen şehirlerden, canım Trabzon.
İnsanları çoğunlukla aceleci, bazen telaşlı, stresli, hareketli, adına ne derseniz deyin ama bu özelliği ile tüm Türkiye'de nam salmış bir şehir. Olumsuz düşüncore ve önyargılarla mi? İşte olumlu veya olumsuz bir özellik olarak düşündürmek bizim elimizde aslında. Zira bazılarına, "Sevimli bir huysuzluk, ilgi çekici bir yerinde duramamazlık" düşündürmekte,  çoğunlukla gülümsetmekte.
 
Biz Trabzonlular, şehirde ve gurbette yaşayanlar olsun her zaman gururla bahsetmişizdir memleketimizden. Ve biz Trabzon'dan güzel haberler, örnek projeler görmek isteriz her zaman. Şimdi, "Evet, işte bu!" diyebileceğimiz muhteşem bir kampanya haberi geldi. Kampanyaya göre, Trabzon'da her okula bir sokak köpeği emanet edilecek.
 
Hayvanlara ve çocuklarımıza uygulanan akıl almaz ve insanlık dışı şiddet skandalları ile ülkece şok geçirirken, Ortahisar ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğü ve Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği (TRAHAYKO) işbirliği ile hazırlanan "Ortahisar Sevgi Aşısı" projesiyle her okula bir kulübe ve sokak köpeği emanet edilmeye başlandı. Bakımları okullar tarafından gerçekleştirilecek sokak köpeklerini öğrenciler besleyecek, hayvan bakımı ve sevgisi konusunda da eğitilecekler. Projenin ilk uygulaması, Bahçeşehir Koleji'nde yaz döneminde başlatıldı. “Bes” adını verdikleri Golden cinsi köpeğe çocuklar büyük ilgi gösterirken, onu beslemek ve sevmek için sıraya girdiler.
 
"Bu mudur yani!" denilerek geçiştirilecek, küçümsenecek bir adım değil, inanın. Çünkü bir çocuğa ne verirseniz onu alırsınız, ne gösterirseniz onu uygulatırsınız! Aynı doğrultuda, bir canlıya şiddet uygulayan, canını yakmak isteyen, bundan haz duyan bir kişinin ikinci adresi hiç kuşku yok ki bir insandır. Küçük, savunmasız, zayıf bir birey, şiddet ve olumsuz duygularla, baskı altında ve itilip kakılarak yetiştirilirse, geçmişte alamadığı intikamını, ilk önce kendine göre zayıf olandan almaya başlar. Önce bir sokak hayvanından, bir çocuktan, sonra bir kadından... Kendi elinizle bir işkenceci, bir tecavüzcü, bir katil yaratırsınız. Ancak şiddetin kötü bir şey olduğu, asla bir çözüm olmadığı ve toplumsal bir kaos yarattığını çok küçük yaşlarca öğretirseniz, sevgi ile yaklaşması gerektiğini aşılarsanız bambaşka bir gelecek yaratırsınız. Bu sonuca ulaşmak için illa ki bir hayvan beslemek zorunda da değilsiniz. Bir köpeğin başını okşamanın, bir kedinin mırıltısını dinlemenin, onların karnını doyurmanın, hareketlerine sevgiyle bakmanın, onlarla neşelenmenin verdiği hissiyat bile bambaşka bir bakış açısı yaratır çocuğun bilincinde.
 
Sizce böyle yetişen bir nesilden, bir çocuğun canını yakan, onu istismar eden, yüreği sızlamadan öldüren bir yaratık çıkabilir mi? Veya son dönemde üçüncü sayfa haberlerinde çok sık rastladığımız, “Yol vermedin kavgasıyla, yan baktın atarıyla, kıskançlık hırsıyla,” kolayca birbirini boğazlayan biri? Evet, elbette çıkmaz.
 
Yaşadığımız son skandalda, bir yavru köpeğin tüm bacaklarını ve kuyruğunu tüyleri ürpermeden, hayvanın haykırışlarından etkilenmeden nasıl bir bilinç kesebilir? Yapanların Suriyeli çocuklar olduğu iddia edilse de, ne Suriyeli diye ne göz ardı edebiliriz ne de “çocuktur canım” diyerek geçiştirebiliriz. Eğer birlikte yaşıyorsak ve çocuklarımızı şiddetten uzak yetiştirmek istiyorsak onlara bıkmadan öğreteceğiz.
 istanbu
Örneğin, İstanbul'da bir genç sahilde gördüğü bir sokak kedisini kucağına alıyor ve denize atıyor. Boğulmamak için çırpınan kediyi gören balıkçılar da hemen harekete geçip kediyi kurtarıyorlar. İki yaklaşım farkına bakar mısınız? Kameralarla da tespit edilen şahıs bunu hangi duygu ve düşüncelerle, hangi his ve hazlarla yapmış olabilir dersiniz?
 
Kadına ve çocuğa karşı şiddet, tecavüz, cinayet son yıllarda neden böylesine çarpıcı biçimde arttı? Bunun ekonomik boyutu da asla göz ardı edilemez ancak toplumsal boyutu da kuşkusuz kin ve nefret ortamının, birbirine ve farklılıklara tahammülsüzlüğün, en yetkili ağızlarca da dillendirilmesinin etkisi oldukça büyük. Kişiler bulundukları konum gereği, söyledikleri sözlere biraz olsun dikkat ederlerse toplumdaki yansıması da aynı şekilde olur. Böylece, kadına ve çocuğa şiddeti de önlersiniz, karşısındakine ve kendisi gibi olmayana önyargılı olmasının da önüne geçersiniz. Umarız Trabzon'daki proje bütün Türkiye'ye yayılan, örnek bir proje olur ve gerçekten aydınlık, birbiriyle barış içinde, farklı olana saygı duyan bir nesil yetiştirmenin yolu açılmış olur.
 
Başka bir açıdan bakalım... Karadeniz insanı silahı sever ve bunu delikanlılık, cesaret, namus olarak açıklar. Bölge olarak zevk ve eğlencelerimizi, kutlamalarımızı bile silah atarak kutluyoruz. Birine isabet eder mi, etmez mi diye düşünmeden bırakın köyleri artık şehrin göbeğinde bile uzun namlulu silahlarla geziyoruz. Anlamı ne? Kendini tatmin mi? Güç gösterisi mi? Erkeklik mi, adamlık taslamak mı?
 
Hayır dostlar. Bunların hepsi yanlıştır. Doğru olan, böylesi projelerle hem canlı saygısını göstermek hem de nesilleri bilinçli yetiştirmektir. Toprağını, yeşilini, deresini, doğasını seven Karadeniz insanı, o doğa içindeki canlıya sahip çıkan, sevgisi ve merhametiyle öne çıkan bir numaralı halk olsun, böyle anılsın. Silaha düşkünlükle, kavgayla, gürültüyle değil. Nasıl, sizce de hiç fena olmaz mı? 
 
http://hakanaytac.blogspot.com/2018/07/silah-atan-degil-hayvan-besleyen-nesil.html


Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.