• Dolar döviz kuru
  • Euro döviz kuru
  • HABERLER
  • ADALAR
  • Suluboya Ressamı, eserlerini Adalılar için sergiledi

Suluboya Ressamı, eserlerini Adalılar için sergiledi

İstanbul ve Adalar suluboya ressamı Fatma Tan: Su ve boyanın kağıt üzerindeki güzel birlikteliği, kaybolan İstanbul belleğini kayıt altına almanın hüznü ve heyecanı birleşince keyifli çalışmalar, işler çıkarıyor ortaya.

Suluboya Ressamı, eserlerini  Adalılar için sergiledi

H. Batukan Yaşar

Suluboya ressamı Fatma Tan, Ağustos ayında  Adalar Kent Konseyi’nde  muhteşem bir sergi açtı. Suluboya resim çalışmaları ve takı tasarımlarını sergileyen Sanatçı ile konuşma fırsatı da yakaladık.

Bize kendinizi ve resim sanatıyla nasıl tanıştığınızı anlatabilirmisiniz?

Resim sevgisi, ilkokul sıralarında resim öğretmeni olan komşumuzun yönlendirmesi ile ondan etkilenişimle başladı. Komşumuz daha sonra da tesadüf lisede öğretmenim oldu. Binlerce yıllık tarihin içindeki semtte doğup büyümek, tarihe dokunarak yaşamak, doğal olarak resimlerime ve hayatıma yansıdı.  Sultanahmet'te oturuyorduk. İlk okulumun ve evimizin penceresinden Ayasofya, Sultanahmet Camii, hipodrom ve parklar, tarihi yapıların arasından uzaktan Adalar  görüntüsüyle tüm görkemiyle karşımdaydı.  Bu ayrıcalıklı ortamda yaşamak büyük şanstı. Sultanahmet Divanyolu caddesinde bulunan, şimdiki Türk Edebiyatı Vakfı binası benim ilkokulumdu. Cevri Kalfa İlkokulu. Eski bir Osmanlı mimarisi olan bu binanın iç ve dış mekanı beni çok etkiliyordu. Binanın içindeki süsleme örneklerini yazı defterimin kenar çizgilerine süslüyordum. Ardından gördüğüm her objeyi, manzarayı ve ressamların çalışmalarını çizmeye ve boyamaya başlıyordum.

Resim sevgisi ve çalışmalarım lise yıllarında da devam etti ve resim yapmanın dışında birşey düşünmüyordum. Meslek olarak yapmaya karar vermiştim. Marmara Üniversitesi ve güzel sanatlar akademisi resim bölümünde eğitim aldıktan sonra, liselerde resim ve sanat tarihi öğretmenliği yapmaya başladım. Öğretmenliğimin ilk yılları Büyükada ortaokulunda geçti. Daha sonra Kanada'da Vancouver Emily Carr College'de suluboya tekniğiyle ilgili çalışmalar yaptım. Yurda dönünce Günaydın gazetesinde grafik servisi şefliğinde çalıştım. Çeşitli dergi ve gazetelerde illüstrasyon çizdim. Resim çalışmalarımın yanısıra eski Anadolu takıları ile tasarımlar yaptım. Bütün bunlar devam ederken tekrar öğretmenliğe başladım ve İstanbul Erkek Lisesi’nde müdürlük yaptım ve emekli oldum. 

15 yıllık İstanbul Erkek Lisesi görevim sırasında kültür ve sanat etkinliklerine yer verdim. Tarihi yarımada da başlayan yaşam yolculuğum, emekli olunca Büyükada'da devam etti.  Şimdilerde Büyükada'da çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Adalar Kent Konseyi’nde  sergi açtınız. Bu sergi hakkında neler söylersiniz?

Suluboya resim çalışmalarım ve takı tasarımı olarak sergi iki farklı alandan oluştu. Suluboya tekniğinin olanakları ölçüsünde İstanbul'u ve Adalar'ı resimliyorum. Kız Kulesi,  Galata Kulesi, tarihi  yarımada, camiler, vapurlar, tramvaylar, kaybolmakta olan ahşap evler, köşkler, eski semtler, sokaklar, eski iskeleler, son kalan yeşil alanlar ve  kentin belleğine dair ne varsa benim suluboya konularımın başlıcaları. Cocukluğumun ve gençliğimin kaybolmakta olan değerlerini, dokusunu izleyici ile buluşturmak,anımsatmak, gençlere tanıtmak ve onları nostalci yolculuğuna çıkarmaktayım.

Suluboya resim tekniğinin saydamlığı, akıcılığı, boya ve su ile başetme duygusu benim ruhuma uygun düşüyor. Zor bir teknik ve geri dönüşü yok. Boya ve suyun kontrolü açısından hızla çalışmayı gerektiriyor. Su ve boyanın kağıt üzerindeki  güzel birlikteliği, kaybolan İstanbul belleğini kayıt altına almanın hüznü ve heyecanı birleşince keyifli çalışmalar, işler çıkarıyor ortaya.

Takı sergisine gelirsek; Bu güzel uğraşta çok yıllara dayanıyor.  İçinde yaşadığımız zaman A'dan Z'ye değişim geçiriyor.  Tarihin ve geleneklerimizin korunmasına gerekli özeni götermiyoruz. Korumamız gereken zengin , tarihi ve kültürel mirasımıza sahip olamıyoruz. Herşeyi kıyasıya yok ederken bunlara seyirci kalıyoruz. Bundan etkileniyorum ve bir ucundan da olsa yaptığım işlerde bunu yakalamak istiyorum. Kültür mirasımızın bir parçası olan takı geleneğini tasarımlarımla yaşatmaya çalışıyorum.  Bunlar için çeşitli gümüş malzemeler, hayvan boynuzları, ipek ve keçe kumaşları, yarı değerli taşlar, ahşap parçaları, kemik ve sedef, deniz kabukları kullanıyorum.  Kullanılan malzeme ve teknik ne olursa olsun verdikleri mesajlarla halk kültürü içinde kadının giyimini zenginleştiren, süsleyen ve kişinin manevi dünyasını yücelten etkiye sahip Anadolu takıları, çeşitli müze ve koleksiyonlarda yer alarak günümüze kadar gelebilmiştir. Bu kültür mirasımıza sahip olmalı ve gelecek nesillere tanıtmalıyız.

Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Herkesin sanatla buluşmasını diliyorum. Giderek kararan dünyamızı sanatla, renklerle, seslerle aydınlatalım ve renklendirelim. Yaşadığımız coğrafyanın tarihine, kültürüne sahip olalım. Eğer geleceğe hertürlü kirlilikten arınmış güzel bir yaşam bırakmak istiyorsak, bunun tek yolu sanatın birleştirici gücüne inanmaktır. Sözün özü ise, sanat uzun yaşam kısa.



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.